TUTKU

 Merhaba,

        Bugün nasılsın? Bazen hayat oyun oynuyor benimle sanki, hatta alay ediyor gibi hissediyorum. Kimi zaman "Truman Show" daki gibi her şey bir kurgu gibi geliyor. 

        Objektif bir gözle kendi hayatıma veya diğer insanların hayatına bakınca sürekli 'neden?' diye soruyorum. Tüm bu koşuşturma, telaş neden? Nereye yetişmeye çalışıyoruz? Sonuçta hepimizin istikameti aynı yöne değil mi? Hepimiz okyanusta bir damla bile değiliz aslında. Çok üzgünken, sıkıntılıyken, korkmuşken ya da kararsızken hep şu aklıma geliyor: Aslında evrende belli belirsiz bir noktayız. Var mıyız yok muyuz belli değil. 

        Yüzyıllar boyu ne insanlar gelip geçmiş bu dünyadan. Kimi bir iz bırakabilmiş ölmeden. Bazılarının değeri öldükten sonra anlaşılmış. Çoğu insan da hiç yaşamamış gibi bu dünyanın havasını dahi teneffüs etmemiş gibi göçüp gitmiş.

        İnsanın fıtratında kabul görme ihtiyacı vardır. Bu konuda tüm psikologlar, filozoflar hemfikir. İnsanın toplumsal bir varlık olduğu da artık biliniyor. O halde buradan şu sonuç çıkıyor: Her ne kadar yaşadığımız hayat anlamsız gelse de insanın özünde bir amaç uğruna yaşama ihtiyacı da var. Yoksa insanlık çoktan yok olmuştu. Yaşamın anlamsızlığı çoğumuzu intihara sürüklerdi.

        Kabul görülmek, saygınlık uyandırmak, bir yaşam gayesi ihtiyacı bizi farklı yollara iter. Kimimiz kendini çocuklarına adar, kimimiz iyi bir kariyer için çalışır, kiminin tek gayesi daha çok para kazanmaktır. Fakat doyurucu bir hayat istiyorsak bizi gerçekten neyin mutlu ettiğini yani tutkumuzu keşfetmeliyiz. 

        Peki bu tutkumuzu nasıl keşfedeceğiz? Çoğumuz bunu keşfedemeden ve gerçek mutluluğu bulamadan göçüp gidiyoruz bu dünyadan. Keşfetmenin tek bir yolu var. O da kendini tanımak. Kendimizi nasıl tanıyacağız peki? Sadece aynaya bakarak kendimizi tanıyamayız. Aynaya bakmak ve kendimizle konuşmak tabii ki çok önemli ama gerçek tutkumuzu bulabilmemiz, hoşumuza giden her şeyi birer birer deneyimlemekten geçiyor. Kendimizin farkına varıp kendimizi gerçekleştirmemiz buna bağlı. Her şeyden azar azar tatmak ve sonra en çok hoşumuza giden tatları keşfetmek. Yapmamız gereken bu. 

        Kendimden örnek vereyim: O kadar çok ilgi alanım vardı ki hangisi benim gerçek tutkum seçmekte zorlanıyordum. Dekorasyon mu, yoga mı, spiritüel enerji mi, müzik mi?.. Hangisi beni en çok motive ediyor diye sorarak ve deneyerek kendimi keşfettim.

        En büyük tutkularımı seninle de paylaşayım. Sonuçta sen benim hem sırdaşım hem de kendimi bulmama yardım eden en iyi arkadaşımsın.. Bu blogu okuyan kişi. Tutkularım müzik, kitaplar, kişisel gelişim, yoga ve bu blog. 

        Çocuklarım da var evet. Fakat bir zamanlar bir kitapta okumuştum: Çocuklarınız sizden çıkıp fırlatılmış bir ok gibidir. Onu yönlendirebilirsiniz belki ama o çocuk artık sizden kopmuştur. Kendi yolculuğu ve sahip olduğu karakter sizinkinden bambaşka olabilir, olmalıdır da. Her çocuk apayrı bir birey, apayrı bir dünyadır. Çocuklarımızı yetiştirmemiz, onlar için en iyisini yapmamız gerek, aynı zamanda onlara model olmamız da gerek. Biz tutkularımızı bulup onların peşinden gidersek çocuklarımız da bizlerden esinlenip kendi tutkularının peşinden gidip en mutlu ve doyurucu bir şekilde yaşarlar bu hayatı.

        Daha fazla uzatıp seni sıkmak istemem. Fazlasıyla uzattım.

        Tutkularını bulup onların peşinden gidebilme cesaretini gösterebilmen dileğiyle...

        Hadi güzel bir şarkıyla kapatalım bu muhabbeti.



Yorumlar