MÜZİĞİN SESİNİ AÇ

 Merhaba, 


            Bugün bir değişiklik yaptım ve yazımı balkonda yazıyorum. Geçen yazımda hayatta var olma, hayata, doğaya ve tüm evrene ait hissetme, onun bir parçası olma düşüncesinden bahsetmiştim. Bunu başarabilmek hiç kolay değil biliyorum. Fakat bunu başarabilen insan, hayatı da büyük oranda çözmüştür. 

            Peki bunu nasıl başaracağız? Biraz da ondan konuşalım. Kendini hiç uçurumun kenarında hissettiğin oldu mu? Her an atlayacak gibisin ama o cesareti kendinde bulamıyorsun, sonra vazgeçiyorsun. Sonra tekrar. Tekrar. Ve tekrar... Bu duyguyu çok iyi bilirim. 

            İnsanın hayatına son verme isteğini anlayabiliyorum çünkü o çaresizliği ben de yaşadım. O günlere dönüp baktığımda ise şunu görüyorum: Kendi hayatını sorgulamamış, o zamana kadar rüzgar nereye sürüklerse o yöne savrulmuş bir kız görüyorum. İnsanlardan korkan, hayattan korkan, sürekli tedirgin, güvensiz, amaçsız. Gök gürültüsünden, fırtınalardan bile korkan bir kız. Bir gün bir amca bana şöyle demişti: "Şu sözü biliyor musun? Öldürmeyen her şey seni güçlendirir." O anda ne demek istediğini tam anlamamıştım. Ama şimdi içimde hissettiğim gücün nerden geldiğini biliyorum. Yaşadığım o çaresizlikler, savrulmalarım, insanlardan yediğim darbeler, üzüntüler, dertler... beni şimdiki "Güçlü Kadın" yaptı.

               Güçlü olmak için illaki benim yaşadıklarımı yaşaman gerekmiyor tabii ki. Tecrübeli insanların deneyimlerinden faydalanan insan çok daha akıllıdır bana göre. Herkes kendi kesesinden öğrenir diye bir söz var biliyorum ama o keseyi tamamen boşaltman gerekmiyor benim gibi. Sadece farkındalığını geliştirsen bile yolu yarılamış oluyorsun.

            Küçükken son ses müzik dinlemeye, bağıra bağıra şarkı söylemeye bayılırdım. Spor yapardım. Müzik eşliğinde dans ederdim. Çocuk aklımla aslında içgüdülerimi dinlerdim. Derken hayatım farklı yöne çevrildi. Müziğime tekrar kavuşmam için evren veya Tanrı ne dersen, bana birtakım bedeller ödetmek istedi. Ama iyi ki de yapmış. Hayatı algılayış biçimim değiştikçe müziği algılayışım bile değişti. Aslında hayatın kendisi müzikmiş. 

              Yaşam yolculuğum tatlı bir melodiye dönüştü. Bunun sırrını vereyim mi sana? Yaşarken karşılaştığın her durumu sevgiyle kucaklamak. Bunu nasıl yapacağım dersen tam şu anda uygulamaya başlayabilirsin. Gözlerini kapatarak bunu uygulayabilirsin. İlerde gözünü kapatman gerekmeyecek. Derin bir nefes alıp geçmişindeki her şeyi bir ders olarak görüp, verdiğin nefesle tüm olumsuz düşünceleri bırakacaksın. Gelecekte ne olacak endişesini de bir kenara bırakman gerekiyor. Önemli olan şu an. Şu anın farkına var. Dışarıdan gelen sesleri dinle. Dinlerken hafifçe gülümse. Araba sesleri, oto yıkamadan gelen sesler, arada kuş sesleri karışıyor. Bir araba fren yapıyor, diğeri gaza basıyor, sonra bir motorsiklet geçiyor. Apartmanın kapısı açılıyor. Komşunun elektrikli süpürgesi çalışıyor. Diğer komşunun radyosundan ses geliyor. Hande Yener söylüyor: "Belki biraz da kızardın ama sana kırmızı çok yakışıyor." 

              Bu bir iki dakika sana öyle bir huzur verecek ki sen bile şaşıracaksın. Bunu her gün yapmaya başlayınca "anda kalmak" dedikleri olayı başarmaya başlıyorsun. İşte sana içsel huzurun anahtarı.

            İçindeki müziği dinlemeye başla. Hüzünlü bir melodi mi çalıyor, isyankar bir melodi mi yoksa neşeli mi? Dışardaki müziği de dinle. Bu müzikler sana ne anlatmaya çalışıyor? Net duyamıyorsan müziğin sesini biraz daha aç.

            Yaşamın mutlu melodilerle dolsun...

          Bugün sana seçtiğim şarkı Nilüfer'den. Biraz hüzünlü. SEN Hayatta hiçbir şey için pişman olma. 



Yorumlar

  1. Öyle güzel içtenlikle hayatın gerçek güzel olduğunu fazlasıyla ifade ettin güzel bir yazı

    YanıtlaSil

Yorum Gönder